Utangaç çocuk, enerjik çocuk, tek başına oynamayı seven çocuk... Çocuğunuzun mizacına göre yüzme, futbol ve cimnastik seçimi.

Çocuğumu hangi spora yazdırsam sorusunun cevabı genelde velinin kendi geçmişinde aranıyor. Babası futbol oynamışsa futbol, annesi yüzme sevmişse yüzme.

Oysa daha iyi bir başlangıç noktası var: çocuğun mizacı.

Aşağıdakiler kesin kurallar değil, yola çıkış noktaları. Her çocuk kendine özgü ve mizaç da zamanla değişiyor.

Çekingen, gözlemci çocuk

Yeni ortamlara temkinli giren, önce izleyip sonra katılan çocuk.

Bu çocuk için kalabalık takım sporu zorlayıcı olabiliyor. Yüzme ve cimnastik daha uygun; ikisi de bireysel ilerleme üzerine kurulu. Çocuk kendi temposunda gelişiyor, kimseyle aynı anda aynı şeyi yapmak zorunda kalmıyor.

Bebek ve anne-çocuk gruplarının değeri de burada: geçiş kademeli oluyor.

Enerjisi yüksek, hareketli çocuk

Bir yerde duramayan, sürekli koşan çocuk.

Futbol bu enerjiyi kanalize ediyor ve yanında kural, sıra, takım gibi kavramlar getiriyor. Sadece koşmak değil, kurallı koşmak.

Bu çocuklarda ikinci bir branş da işe yarıyor: yüzme. Suyun kendisi sakinleştirici ve tempoyu düzenliyor.

Detaycı, kontrolü seven çocuk

Bir şeyi doğru yapmadan bırakmayan, tekrar etmekten sıkılmayan çocuk.

Cimnastik bu mizaca çok oturuyor. Hareketin doğru yapılması ölçülebilir, gelişim gözle görülür. Çocuk kendi ilerlemesini takip edebiliyor.

Sosyal, arkadaş odaklı çocuk

Tek başına oynamaktan sıkılan, grubun içinde canlanan çocuk.

Futbol ve grup halindeki yüzme dersleri iyi geliyor. Bu çocuklarda birebir ders genelde sıkıcı kalıyor.

Peki nasıl karar verilir?

En sağlıklısı denemek.

Bir çocuğun hangi spora uygun olduğu, o sporu yaparken izlenerek anlaşılıyor; testle ya da tahminle değil. Deneme dersinde çocuğun salona girerken ve çıkarken yüzüne bakın. Cevap genelde orada.

Bir de şunu hatırlatalım: seçilen branşın yanlış çıkması sorun değil. Altı ay futbol oynayıp cimnastiğe geçen çocuk zaman kaybetmiş olmuyor; kendini tanımış oluyor.

Kulübümüzde yüzme, futbol ve cimnastik bir arada. Branş değiştirmek kurum değiştirmeyi gerektirmiyor.

Bilgi için: 0549 613 18 28

Takım sporu çocuğa yenilgiyi, sıra beklemeyi ve paylaşmayı nasıl öğretir? 4-8 yaş çocuk futbolunda velinin rolü üzerine rehber.

Futbol sahasında ağlayan bir çocuk gördüğünüzde ilk düşünceniz canı yandı olur. Çoğu zaman yanılırsınız. Çocuk yenildiği için ağlıyordur ve bu, sahada olan en değerli şeydir.

Yenilgi öğrenilebilir bir beceridir

Çocuklar kaybetmeyi doğuştan bilmez. Kaybetmek başta adaletsizlik gibi hissedilir: Ben de iyi oynadım, niye biz kaybettik?

Takım sporu bunu haftada iki kez, güvenli bir ortamda, sonucun gerçek bir bedeli olmadan öğretir. Çocuk kaybediyor, üzülüyor, sonraki hafta yine geliyor. Bu döngü, hayatındaki ilk dayanıklılık egzersizi.

Okulda bir sınavı kaybettiğinde, arkadaşlığında bir hayal kırıklığı yaşadığında kullanacağı kas, burada gelişiyor.

Sıra beklemek ve pas vermek

Dört-altı yaş arası çocuk doğal olarak benmerkezcidir. Bu bir kusur değil, gelişim aşaması. Top kendisindeyken vermek istemez, çünkü henüz takım diye bir bütün kurmamıştır.

Futbol bunu yavaşça çözüyor. Pas verdiğinde gol olduğunu gördüğünde, paylaşmanın kayıp değil kazanç olduğunu deneyimliyor. Anlatılarak öğretilemeyen bir şey, oynayarak öğreniliyor.

Velinin en zor işi: kenarda susmak

Maç sırasında kenardan taktik veren veli, çocuğa yardım ettiğini düşünür. Oysa çocuk aynı anda topu, antrenörü ve sizi takip edemez. Üçünün arasında kalır ve genelde donar.

Maç sonrası soru da önemli. Kaç gol attın diye soran veli, çocuğa değerinin gol sayısı olduğunu öğretir. Bugün en çok neyi sevdin diye soran veli, oyunun kendisini değerli kılar.

Bir yıl sonra hâlâ futbol oynayan çocuklar, genelde ikinci soruyu duyanlar oluyor.

Bizim hedefimiz ne?

Profesyonel futbolcu yetiştirmek değil. Fethiye'de o yolu isteyen çocuk için başka adresler var.

Bizim işimiz, futbolu seven çocuğun onu sevmeye devam etmesi; bu arada koordinasyonunun, kondisyonunun ve dayanıklılığının gelişmesi. Bazı çocuklar buradan ileri gidiyor, çoğu gitmiyor ve bu tamamen iyi.

Futbolda başlangıç yaşı 4. Kış dönemi kayıtlarımız açık.

Bilgi için: 0549 613 18 28

Cimnastik çocuğun özgüvenini nasıl etkiler? 3-6 yaşta beden farkındalığı, denge ve yapabilirim duygusu üzerine veli rehberi.

Üç yaşındaki bir çocuk minderin üzerinde takla atmayı başardığında yüzünde beliren ifadeyi çok gördük. O ifade takla attım demiyor. Ben yapabiliyormuşum diyor.

Cimnastiğin bu yaş grubunda asıl kazandırdığı şey bu.

Beden farkındalığı nedir?

Çocuğun kendi bedeninin nerede başlayıp nerede bittiğini, nasıl hareket ettiğini, neyi kaldırıp neyi kaldıramadığını bilmesi.

Kulağa basit geliyor ama üç-altı yaş arası çocukta bu bilgi hâlâ kuruluyor. Sandalyeye çarpan, merdivenden dikkatsizce inen, mesafeyi yanlış hesaplayan çocuk sakar değil; henüz haritasını tamamlamamış.

Cimnastik tam olarak bu haritayı çiziyor. Denge, dönme, asılma, zıplama, yuvarlanma. Her hareket çocuğa bedeni hakkında bir bilgi daha veriyor.

Özgüvenle bağlantısı

Çocukta özgüven soyut bir övgüyle kurulmuyor. Sen çok akıllısın demek özgüven vermiyor.

Özgüven, yapamadığı bir şeyi yapabilir hale gelmekle kuruluyor. Cimnastikte bu süreç gözle görülür: geçen hafta yapamadığı hareketi bu hafta yapıyor. Çocuk gelişimini kendi gözüyle takip ediyor.

Bu his sınıfta, oyun parkında, arkadaş ilişkisinde de kendini gösteriyor.

Neden anne-çocuk grubuyla başlıyoruz?

Üç yaşındaki çocuk fiziksel olarak hazır ama duygusal olarak ayrılığa her zaman hazır değil.

Anne-çocuk grubunda siz de salondasınız ve hareketleri birlikte yapıyorsunuz. Çocuk yeni ortama giriyor ama güvendiği kişi yanında. Ayrılık kademeli oluyor. Bu kademe atlandığında çocuk sporu değil, ayrılığı deneyimliyor ve genelde direnç gösteriyor.

Hazır olduğunda temel gruba geçiyor. Takvim yok, dayatma yok.

Yarışma şart mı?

Değil.

Kulübümüzde cimnastik üç kademede ilerliyor: anne-çocuk, temel, yarışmacı. İsteyen ve yeteneği olan yarışmacı grupta devam ediyor. İstemeyen temel grupta kalıyor.

Her çocuğun sporcu olması gerekmiyor. Her çocuğun hareket etmesi gerekiyor. İkisini karıştırmamak, velinin en çok işine yarayan ayrım.

Bir dersi izlemeye gelin.

Bilgi için: 0549 613 18 28

Bebek yüzmede ebeveynin suda olması neden önemli? Güven, bağlanma ve suya alışma açısından anne-baba eşliğinde bebek yüzme.

Bebek yüzme derslerinde en çok sorulan şey teknik değil, duygusal: Bebeğimi suya vermek zorunda kalacak mıyım?

Cevap hayır. Ve bunun sebebi sadece annelerin içini rahatlatmak değil.

Bebek suyu değil, yalnızlığı yabancı bulur

Bebekler için su tanıdık bir ortam. Dokuz ay suyun içinde yaşadılar. Suya girmek onlar için tamamen yeni bir deneyim değil.

Yeni olan şey başka: güvendiği kişiden ayrılmak.

Bir bebeği tanımadığı birinin kucağında suya sokarsanız, tepkisi suya değil ayrılığa olur. Ağlama suyun soğukluğundan ya da korkudan değil, bilinen kişinin ortadan kalkmasından gelir.

Bu yüzden bebek çalışmalarında anne ya da baba suda oluyor. Bebek sizin kucağınızda başlıyor, sizden ayrılmıyor. Antrenör suda size eşlik ediyor ve hareketleri size gösteriyor.

Ebeveyn için de bir öğrenme

Bu derslerin sessiz faydası şu: veli de öğreniyor.

Bebeği suda nasıl tutacağını, nasıl destekleyeceğini, ne zaman bırakıp ne zaman tutacağını öğrenen bir anne, havuz dışında da daha rahat oluyor. Denizde, banyoda, tatilde.

Suya karşı temkinli olmak iyi bir şey. Panik olmak değil. Aradaki farkı çoğu veli bu derslerde kuruyor.

Ağlayan bebek

Ağlayan bebek suda tutulmaz. Bu bizde kural.

Bebek ağladığında çıkarsınız, kucağınızda sakinleşir, isterse geri girersiniz, istemezse o gün orada biter. Bir sonraki derste tekrar denenir.

Zorlamanın karşılığı yok. Bebek suyu sevmeyi zorlanarak öğrenmiyor; güvende hissederek öğreniyor.

Ders neden 30 dakika?

Bebeklerin dikkat ve enerji süresi kısa. Otuz dakikadan sonrası yorgunluk getiriyor ve yorgun bebekte deneyim olumsuza dönüyor.

Amaç uzun kalmak değil, iyi bitirmek. Ders bittiğinde bebeğiniz mutluysa o ders amacına ulaşmıştır.

Ne zaman başlanır?

2 aylıktan itibaren. Dersler birebirdir, grup yoktur. Havuz suyu 30-32 derece aralığında tutulur. Başlamadan önce çocuk doktorunuzun görüşünü almanızı öneriyoruz.

Havuzu görmeye gelin, sorularınızı sorun.

Bilgi için: 0549 613 18 28

Türkiye'de yüzme kursları çoğunlukla beş yaş ve üzerini kabul eder. Bunun pedagojik bir sebebi yok; pratik bir sebebi var. Beş yaşındaki çocuk yönergeyi takip eder, sırada bekler, grup içinde yönetilebilir. Yani beş yaş çocuk için değil, grup dersi için uygun bir yaştır.

Oysa çocuğun suyla ilişkisi çok daha önce kuruluyor.

Erken yaşta ne oluyor?

Üç yaşındaki bir çocuk kulaç atmayı öğrenmez. Onun öğrendiği şey daha temel: bedeninin suda nasıl davrandığı.

Su, karadan farklı bir ortam. Denge başka türlü kuruluyor, nefes başka türlü alınıyor, düşmek acıtmıyor. Çocuk bunu yaşayarak öğrendiğinde, sadece yüzmeye değil, genel beden farkındalığına da katkı sağlıyor.

Sekiz yılda en net gördüğümüz şey şu: erken başlayan çocukta su korkusu diye bir aşama hiç oluşmuyor. Sonradan aşılması gereken bir engel ortaya çıkmıyor, çünkü engel hiç kurulmuyor.

Sonra başlayan çocukta ne fark ediyor?

Yedi yaşında ilk kez suya giren bir çocuk, üç yaşındakinden daha hızlı teknik öğrenir. Kas kontrolü daha iyi, yönergeyi daha iyi anlıyor. Ama bir şeyle uğraşmak zorunda kalıyor: kontrol kaybı korkusu.

Yedi yaşındaki çocuk artık batabilirim fikrini kurabiliyor. Üç yaşındaki kuramıyor. Bu yüzden geç başlayan çocukta ilk haftalar teknikle değil, güvenle geçiyor.

İkisi de öğreniyor. Ama biri öğrenmeye korkuyu aşarak başlıyor, diğeri korku hiç oluşmadan.

Erken yaş her çocuk için doğru mu?

Hayır ve bunu açıkça söylemek gerekiyor.

Bazı çocuklar üç yaşında gruba hazır değildir. Ayrılık kaygısı yoğun olabilir, yönergeyi takip edemeyebilir. Bu bir eksiklik değil, gelişim farkı. Böyle çocuklarda birebir çalışmak ya da birkaç ay beklemek daha doğru.

Yaşı değil çocuğu izlemek gerekiyor. Bizde ölçü şu: çocuk suya girmeyi kendi istiyorsa hazırdır.

Peki ne kadar erken?

Kulübümüzde bebek çalışmaları 2 aylıktan itibaren yapılıyor: anne ya da baba eşliğinde, birebir, 30-32 derece ısıtmalı suda. Üç yaşından itibaren çocuk kendi başına gruba katılabiliyor.

Karar vermeden önce çocuğunuzla havuzu görmeye gelin. Suya girmek zorunda değil; sadece bakmak bile bir başlangıç.

Bilgi için: 0549 613 18 28

13Jan

Fethiye’de Çocuklar İçin Spor Kursu Seçerken Dikkat Etmeniz Gereken 5 Kritik Kural

Fethiye’de yaşayan ebeveynler olarak çocuklarımızın sadece fiziksel değil, sosyal ve ruhsal gelişimi için de spora başlamasını istiyoruz. Ancak doğru kursu seçmek, sadece bir yerle anlaşmaktan çok daha fazlasıdır. İşte Likya Spor Kulübü olarak 8 yıllık tecrübemizle hazırladığımız rehber:
1. Eğitmen Kadrosunun Uzmanlığı (Sertifika Yeterli mi?) Sadece spor bilmek yetmez, çocuk psikolojisini bilmek gerekir. Eğitmenlerin çocuklarla iletişim dili, sabrı ve pedagojik yaklaşımı en az teknik bilgisi kadar önemlidir. Likya Spor'da biz; "Korkan çocuk koşmaz, gülen çocuk koşar" ilkesiyle hareket ediyoruz.
2. Tesis Güvenliği ve Hijyen Standartları Özellikle yüzme gibi branşlarda suyun sıcaklığı ve temizliği, futbol ve cimnastikte ise zemin yapısı sakatlıkları önlemek için kritiktir. Tesisin havalandırması ve soyunma odalarının hijyenini mutlaka yerinde inceleyin.
3. Küçük Gruplarla Eğitim 20-30 kişilik sınıflarda çocuğunuzun kaybolmasına izin vermeyin. Eğitmenin her çocukla birebir ilgilenebildiği, seviye gruplarına ayrılmış sınıfları tercih edin.
4. Ulaşım ve Lokasyon Kolaylığı Spor bir disiplin işidir. Fethiye'nin trafiğinde veya uzak noktalarında vakit kaybetmek hem sizin hem çocuğunuzun motivasyonunu düşürür. Barış Manço Bulvarı gibi merkezi noktalar sürdürülebilirlik sağlar.
5. Sosyal Gelişim ve Takım Ruhu İyi bir spor kulübü sadece teknik öğretmez; paylaşmayı, yenilgiyi kabullenmeyi ve ekip olmayı öğretir. Çocuğunuz antrenmandan mutlu çıkıyor mu? En önemli kriter budur.
Çocuğunuz için en doğru adımı atmak ve profesyonel ekibimizle tanışmak için sizi Barış Manço Bulvarı’ndaki tesisimize kahve içmeye bekliyoruz.

LİKYASPOR YÜZME

Biz Likya Spor’da sekiz yıldır şunu gördük:Korkan çocuk koşmaz, gülen çocuk koşar.Spor, çocuğun ilk “korkum bitti” dediği andır.Topa vurmaktan korkuyorsa, önce topu göğsüne alırsın.Havuza girmekten korkuyorsa, önce parmak ucunu ıslatırsın.Çünkü biz biliyoruz, düşmek değil; düşerken yalnız kalmak korkutur.Fethiye çocuk spor okulu arayan bir anne, bir baba;İşte o yalnızlığı silmek için buradayız.Bir adım atın, gerisini biz tamamlarız. instagram @likyaspor çocukların gülerken yaptığı antrenmanları paylaşıyoruz. Bize antrenmana gelmeden bir bak.


Bilgi Al