Futbol sahasında ağlayan bir çocuk gördüğünüzde ilk düşünceniz canı yandı olur. Çoğu zaman yanılırsınız. Çocuk yenildiği için ağlıyordur ve bu, sahada olan en değerli şeydir.
Yenilgi öğrenilebilir bir beceridir
Çocuklar kaybetmeyi doğuştan bilmez. Kaybetmek başta adaletsizlik gibi hissedilir: Ben de iyi oynadım, niye biz kaybettik?
Takım sporu bunu haftada iki kez, güvenli bir ortamda, sonucun gerçek bir bedeli olmadan öğretir. Çocuk kaybediyor, üzülüyor, sonraki hafta yine geliyor. Bu döngü, hayatındaki ilk dayanıklılık egzersizi.
Okulda bir sınavı kaybettiğinde, arkadaşlığında bir hayal kırıklığı yaşadığında kullanacağı kas, burada gelişiyor.
Sıra beklemek ve pas vermek
Dört-altı yaş arası çocuk doğal olarak benmerkezcidir. Bu bir kusur değil, gelişim aşaması. Top kendisindeyken vermek istemez, çünkü henüz takım diye bir bütün kurmamıştır.
Futbol bunu yavaşça çözüyor. Pas verdiğinde gol olduğunu gördüğünde, paylaşmanın kayıp değil kazanç olduğunu deneyimliyor. Anlatılarak öğretilemeyen bir şey, oynayarak öğreniliyor.
Velinin en zor işi: kenarda susmak
Maç sırasında kenardan taktik veren veli, çocuğa yardım ettiğini düşünür. Oysa çocuk aynı anda topu, antrenörü ve sizi takip edemez. Üçünün arasında kalır ve genelde donar.
Maç sonrası soru da önemli. Kaç gol attın diye soran veli, çocuğa değerinin gol sayısı olduğunu öğretir. Bugün en çok neyi sevdin diye soran veli, oyunun kendisini değerli kılar.
Bir yıl sonra hâlâ futbol oynayan çocuklar, genelde ikinci soruyu duyanlar oluyor.
Bizim hedefimiz ne?
Profesyonel futbolcu yetiştirmek değil. Fethiye'de o yolu isteyen çocuk için başka adresler var.
Bizim işimiz, futbolu seven çocuğun onu sevmeye devam etmesi; bu arada koordinasyonunun, kondisyonunun ve dayanıklılığının gelişmesi. Bazı çocuklar buradan ileri gidiyor, çoğu gitmiyor ve bu tamamen iyi.
Futbolda başlangıç yaşı 4. Kış dönemi kayıtlarımız açık.
Bilgi için: 0549 613 18 28